
7 Eylül 2014.
“Hangi yaşta ve tecrübede olursa olsun, çocuklarla birlikte bir kez daha büyüyen tüm anneler & anne adayları içindir ” diyerek açmışım Araştıran Anneler grubunu. Rengini hiçbir zaman sevmediğim gri bir koltuk üzerinde, sanıyorum o dönemki hislerimin tercümesi olduğundan. Büyük kızım henüz yürümeye başlamış. İlk defa zorlanıyorum, ilk defa bilmediğim yerden geliyor. Aklına, fikrine, tecrübesine güvenebileceğim arkadaşlarımı düşünerek gruba eklediğim anı halen hatırlıyorum, resmen ‘sığınma’ ihtiyacı içindeyim. Birinin bana ‘geçecek’ demesine ihtiyaç duyuyorum. Onların da deneyimlerine güveneceği arkadaşlarını da almak gerek diye düşünerek ikinci cümlemi post ediyorum: “süper anne-koca-arkadaş-çocuk olmak isteyen tüm anneler & adaylar, kendiniz gibi bildiğiniz tüm dostlarınızı bu gruba davet edebilirsiniz; her ne kadar tüm hamilelik-doğum süreci ve hayata gelen tüm küçük insanlar birbirinden tamamen farklı olup kendi içinde değerlendirilmesi gerekse de, fikir ve destek alışverişi her zaman ihtiyaç ”.
Böyle başlıyor hikaye. Grup organik olarak büyüyor. ‘Anneliğin referans noktası’ oluyor. Gruba girmek için kriterler var, ilki üslup. Kötü kelimelere, acımasızlığa, duyarsızlığa, zorbalığa, üstünlük savaşlarına, ‘daha iyi bilen’lere grupta yer yok. Herkes dikkatli, herkes kibar, herkes uyumlu, çünkü yaptırımlı. Yolunu değiştirenin yönümüzde yeri yok. O zamanlar ‘influencer’lik müessesi de yok, bizim de kimseyi etkileme derdimiz yok, anneliği kotarmaya çalışıyoruz. Ortak duygular ‘yabancı’ları birbirine kalpten bağlıyor: yorgunluk, yalnızlık, yeteme. Soruyoruz, sorguluyoruz. Cevaplar işe yaradığında yeniden doğuyor evlerimize güneş, güç buluyoruz, ayağa kalkıyoruz, devam ediyoruz.
Zaman geçiyor. Uluslararası ölçekte duyuluyoruz, alkışlanıyoruz. Türkiye’nin yetiştirdiği en kıymetli isimlerle programlar yönetiyor, eğitimler düzenliyoruz. Radyo programı yapıyoruz, daha çok kadına, daha çok anneye ulaşmayı hedefliyoruz. Yurt dışı bir yarışmada ‘dünyanın en önemli 3. sosyal sorumluluk projesi seçiliyoruz, tesadüfen değil, dünyanın her yerinde yaşanan zorluklar birbirine benzediği için. Üst düzey bir marka ve pazarlama zirvesinde sadece yaşadıklarımızı anlatıyoruz. Asıl amacımız bu olmasa da, bir ‘marka’ inşa etmiş oluyoruz.
Arada kendi danışmanlık şirketimizi büyütüyoruz. İkinci çocuklarımızı dünyaya getiriyoruz. Medeni hal değişiklikleri, pandemi, kanser, çok üzüldüğümüz kayıplar, ülkemizin, firmamızın, alışkanlarımızın, ailelerimizin değişimlerine şahit oluyoruz. Kurduğumuz platform, dijital dünyanın değişen dinamiklerine uyum sağlamakta zorlanınca algoritmaların belirlediği yeni düzene adapte olmaya çalışıyoruz.
19 Haziran 2026.
Yıllardır bize ev sahipliği yapan platformlardan, artık kendi yuvamıza taşınıyoruz. Ebeveynlik döngüsü içinde kendimizi en rahat, doğal, özgür hissedeceğimiz bir ortam kuruyoruz. Yeni evimiz, yeni köyümüz, yeni koruma-kollama sahamız, yeni buluşma noktamızdayız. Sorularımızın, cevaplarımızın, yaşadıklarımızın, hikâyelerimizin yargılanmadan, sorgulanmadan, zorbalanmadan paylaşılabildiği, aynı yollardan geçenlerin birbirine rehberlik ettiği, güç verdiği ve ışık tuttuğu bir alandayız. Yeni bir dayanışmada, yeni bir ekosistemdeyiz.
Biliyorum ki, şimdi ‘yenilmez’, şimdi ‘zamansız’ olacağız. Birlikte hep daha güçlü duracağız. Tükenmişliklerimizde içimizdeki ve etrafımızdaki gücü hatırlayacağız.
Heyecanımız çok büyük. İçimiz kıpır kıpır. Havamız güzel. Hedeflerimiz çok. Bebeğimiz yeni, emekliyor, ama çok hızlı büyüyecek, biliyoruz.
Sizleri bu heyecana, bu sevince, bu ortaklığa bir kez daha davet ediyoruz.
Bu hayalin gerçeğe dönüşmesinde yanımızda olan, bize inanan, destek veren, cesaretlendiren ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ederiz.
Yalnız Değilsiniz, Araştıran Anneler artık hep yanınızda 💜💜
Uygulamayı indirin, ailemize katılın 🍀

App Store: https://apps.apple.com/app/id6758866210
Google Play: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.arastiran.anneler
Atina, 19.06.2026
Burcu Özdemir







Atina İstanbul’un arka bahçesi. Öyle küçük değil ama, düğün, nişan, doğumgünü, haftasonu kaçamağı, kızlar geceleri, mezuniyet buluşmaları, aklınıza gelen-gelmeyen her şey burada, herkes burada. Adalardan büyük şehre intikal etmiş Yunanistan sever Türkler. Bu hep böyle miydi, algıda seçicilik mi yapıyorum, yoksa hayatı kaçırdığımız şehirlerden kısa da olsa uzaklaşmak bir sebep mi, bilmiyorum ama herkes sürekli “komşu”da, muhtemelen en fazla ziyaretçi uyruğunu kimseye kaptırmamışızdır.



